13 Temmuz 2009 Pazartesi

kelimlerim bitti,olanlar da anlamını yitirdi benim için.. en iyi sıla anlatır ruhumu dedim ortaya karışık yaptım..

Oysa yazacak ne güzel şeylerim vardı. Asyaseldam bana taa memleketimden hediyeler göndermişti. Hayatımda ilk takdirimi örtmenim selda vermişti. Üşenmemiş elleriyle nehir'e caiolu tişört yapmış kızımı çoook mutlu etmişti. Arkadaşım seldayla telefonda konuşup, tanıştık! Kuzenlerle polonezköye gitmiş, hasret gidermiştik. Evimize küçük pelin gelmiş, mis gibi kokusu sinmişti. Nehir'le pastalar yapmıştık. Lazanya yemiştik. En güzel yemekleri canım annem yapıyo demişti. Sonra ne mi oldu? İçimde ki müzik sustu... Müzikte ses ve ES vardır. Ses söz, ES ise duraktır. Ben de es verdim işte birden bire, ama kendiliğinden değil. Ayrıntılarını yazmıyorum ama sen bil blogum, içimde ki müziği duyamadığın için korkma! ben yine burdayım hayat. Biraz lezzetsiz biraz suskun ama burdayım. Müzik mi? artık yok, onu duymadan ne kadar var olabilirsem burdayım işte. İdare et blogum, napalım bunada şükür. Ben seni bu kadar şey paylaşacağım arkadaşlarım, beni okuyan dostlarım olacağını bilmeden açtım. Sana hep yazdım kendim için, sevdiklerim için, en çok da canım kızım için. Beni bu halimle kabul et olur mu?

ben yoruldum
söyle senin gücün var mı hala?
kaç yenilgi var söyle
ömürde allah aşkına

sıla....


ha bir de fotoğraflar var gülüşleri, güzellikleri o an, o kare içinde hapsedebildiğimiz:

3 Temmuz 2009 Cuma

AHANDA SERKAN'IN KIZI HÖK DEMİŞ BURNUNDAN DÜŞÜVERMİŞ

Şimdiiiiii bu kız kime benziyo, yok anası, yok babası tartışmalarına son noktayı koyuyorum arkadaşlar. Gerçekten nehir'in gözleri, bakışları ve bakışlarındaki anlam! evet evet yanlış duymadınız hani gözlerinin içinde bi anlam gizlidir ya; hah işte o aynı bizim taraf. Gözlerinin içi gülüyor yavrumun.Annem diye söylemiyorum ama annemin gözleri, bakışları dillere destandı zamanında, gerçekten aynı ananesi gibi anlamlı bakıyor kızım. E vücudu, boyu posu, endamı da bana benziyor haliylen:) sevimlilik zaten benim içimde var:P
Ama görünen şu ki genel olarak baktığınız zaman bu kız aynı babası abicim. Ne desem boş, süper fm le coş. Bugün bir kez daha emin oldum ki bu küçük hanım babasına benziyo evet çok benziyo!
Sizce de benzemiyor mu?:))




2 Temmuz 2009 Perşembe

ŞARKICI NEHİR

Nehir mikrofonu kapmış yine şarkı söylüyor:

Biri bana gelsin, o da şenşin
Beni kımış olşandaa
İkimişde aşıık
Dilek astaaa, beni kımış olşandaaaa

ben doğrusunu söyleyince de hayır yanlış söylüyosun anneçiim diyor:)
sevgilide anasına çekmiş şarkı sözü uydurmak da üstüne yoktur karıcımın diyo puahaha
valla doğru bu konuda vukuatım çoktur hani !!

29 Haziran 2009 Pazartesi

ALLAHIIIIIM GÖREMİYORUM GÖREMİYORUM!!!

Geçtiğimiz haftlarda gözlerimde inanılmaz bir kaşıntı, acaip bi kızarıklık ve acı başladı. Gözleri mi öyle bi ovdum, öyle bi oydum ki anlatamam. Kaşıdım demiyorum resmen oydum gözlerimi. Sonrasında ankara ya gittik biliyorsunuz. Yarışlar için.
Orda iyice azdı gözlerim sabahları şişti falan. İhmalimin cezasını çektim resmen, çünkü kaşıntı artık acı verir bi hale geldi. Serkan dedim biraz daha bu şekilde kaşırsam kör olucam allah korusun! bişiler yap ne olur dedim. Doktora orda gitmek istemedim hemen ertesi günü dönünce İstanbul da gitmeye karar verdim. Neyse kahramanım bi koşu eczaneye gidip, durumu anlatmış ve bir damla almış. Damlayı damlattım kaşıntı hemen geçti. Önce çok yandı gözlerim sonra alıştı. Ama boğazımdan aşşada yakıcı ve zehir gibi bir tad indi her damlattığımda. İki gün o şekilde idare ettik ama pazar günü İstanbula dönmemizle pazartesi göz doktorunda aldık soluğu. Cadde de veni vidi diye bir göz hastanesi varmış oraya gittik ben de geldim gördüm dedim yani:) Eşimin bi arkadaşı bi doktor tavsiye etmiş, iyi de etmiş! Göz tansiyonum ve astiğmatım ölçüldü ilk iş olarak. Sonra muayeneye geçtik ki bi de ne göriim ? Doktor ne sorsa sallıyorum ben. Bi dene bile tutturamadım. Bi yandan uzağı görebiliyorum ama bir yandan da C ye O diyorum E ye B diyorum falan! Meğersem benim astiğmatım almış başını gitmiş arkadaşlar. Çok ilerlemiş dedi doktor. Tevekkelli kitap okurken bir iki saatten sonra yazılar bulanıyo karışıyor falan, bilgisayar karşısında kızarıyor gözlerim. Lost izlerken alt yazıları seçemiyorum, böcek gibi guccük yazdıkları için:P. Yaniiii arkideşler bundan kelli; gözlük kullanmam gerekiyor. Özellikle kitap okurken, pc başında, televizyon izlerken veeee araba kullanırken gözlük takmam gerekiyormuş!! E hal böyle olunca da ilk iş olarak bana da bi araba almamız gerekiyor puaahahah:))
Şaka tabi:( paşa paşa gittim gözlüğümü aldım. Şincik size gözlüklü halimlen yazıyorum. Dikkat ettiyseniz daha bi güzel daha bi özel bu yazı yani:) Ha bu arada yanma kaşıntı ve kızarıklığın sebebi allerjiymiş. Onun içinde bir damla kullanıyorum, 3 hafta kadar da bunun tedavisi sürecek. Canımı sıkan başka bir konuda göz tansiyonum sınırda çıktı. Bunu daha sonrasında tekrar kontrol ettirmem gerekiyor. Annem de ve teyzem de olduğu için göz tansiyonu risk grubuna giriyorum. Faket şuan ki yüksek çıkmasının sebebi de Ankara da aldığımız göz damlasının kortizonlu olması olabilirmiş, zira kortizon göz tansiyonunu tetikleyen bişeymiş. Kesinlikle kullanılmaması gerekiyor! Buna mutlaka dikkat etmek gerekiyormuş, aman aklınızda bulunsun. Bi küçük ama önemli ayrıntıda gözünüzü sürekli kaşımak da ; eğer astiğmatınız varsa onun ilerlemesine sebeb oluyormuş. Boktan bi durum yani anlıcanız. Gözünüz bozuk ve kaşınıyor, kaşıdıkça daha da çok ilerliyor !! Aman aman sağlık ihmale gelmez, bu da bana ders oldu valla.

27 Haziran 2009 Cumartesi

REKLAMLAR!!

Arkadaşlar bunuyor muyum neyim? kafamda öyle çok şey düşünüp gün içinde öyle çok kafamdan yazı yazıyorum ki hem de klavyenin üstünde hem de 10 parmak, hayalimde bile blog yazıyorum. Nehir gün içinde ne laflar ediyor ne çok güldürüyor beni şaşarsınız. Ama neden yazmıyorum diyeceksınız:) valla ben de anlamadım, pc başına oturunca hepsini toparlayım derken çil yavrusu gibi hepsi dağılıyor. Sanki uçup gidiyor. Şuan hemen nehirin söylediği bir şeyi sıcağı sıcağına size aktarıyorum, her zaman ki gibi fedakarlık yapıyorum zira kocacım hala gülüyor ! bak bana her ne olursa olsun görev başındayım..

Şimdi az önce nehir geldi, bana:

nehir: bu durumda sen ne oluyorsun?
anne : ?!!?!
nehir: çin prensesi (sessizce)
anne : puahahaha
baba : yok artık abarttık!! (güya konuya vakıf)
nehir: babacım abartık demiceksin kabarttık diceksin!!
baba : !? :P
nehir: şimdi fındıklısıdaaaaaa vaaaaaa!!!!

26 Haziran 2009 Cuma

MIAMİDEN BİR YAR GELİR BİZLEREEE AMAN ALLAH GÖZLERE BAK GÖZLERE






İNANAMIYORUUUUM ARKADAŞLAR!!! beklenen oldu ve bizim eve bi posta geldi. Hemde taaa miamiden,sevgili moonishden. Nehir'i nasıl mutlu ettiğini anlatamam moonish va tabi benide. Sen sevgili kiraz kalk miamiden buraya,bizim evimize gel. Evin baş köşesine geç kurul, olacak işmi? valla oldu. Çok teşekkür ederim canım akadaşım, kızımın doğum günü için seçtiğin hediye ve yazdığın mektubu ömür boyu saklıcaz inan. Nehir hala inanamıyo kendisine mektup geldiğine:)
Bu kiraz var ya bu kiraz sanki bi misafir, sanki gurbetten bi yakınım gelmiş gibi oldu. Gözlerinin ardında sanki bi de ruhu var. Öyle bi bakıyor ki insana sanki kollarını açıp boynumuza dolayacak:)
neyse o sarılamasada nehir bol bol sarıldı. Çok ama çook teşekkürler teyzesi, ellerine sağlık.

24 Haziran 2009 Çarşamba

DEPLASMAN HAKEM! ESKİ DOSTLAR BİR DE HİÇ ESKİMEYEN CAN DOSTUM

Geçtiğimiz hafta sonu ankaraya deplasman hakemi olarak görevli gittim. Aslında yarış bahane oldu çünkü baba gibi sevdiğim her zaman bahsettiğim canım hocam bize bi süpriz yapmış ve eski okul takımından arkadaşlarımızı bir araya getirmeye çalışmıştı. Biraz fire versek de bir arada olmak güzeldi. Herkes ne kadar da büyümüş çoluk çocuğa karışmış. Hocam dediysem öyle bildiğiniz öreetmen değil yani, ben ilk okul 4. sınıftaydım basketbola başladım o zaman düştük eline. O gün bugündür hem hocam, hem arkadaşım, hem abim. Orta okulla beraber atletizme başladık. Yine tabi hocamla beraber:) Eşinide kendisinide ayrı bi severim. İşte hepimizi bir araya getiren de yine kendisi oldu. Ankara naili moran stadının yanında bi yerde buluştuk. Şaşırdık, duygulandık, güldük:) bağıra çağıra konuştuk etrafa rahatsızlık verdik:( konuş konuş bitiremedik. 30 ağustosda bodruma gitmek için sözleştik falan falan. Sonra benim görev saatim gelince sahaya gittik. İçlerinde uzun zamandır gelmeyenler vardı. Ay ne kadar değişmiş dedik! bizi yıllar sonra görenler de bizim için aynı şeyi söylediler:) güzeldi ankara görevim sıcakdan dolayı dayanılmaz bi eziyete dönüşsede arkadaşkarla beraber olmak güzeldi.
Ama en güzeli neydi biliyomusunuz ankara da olmanın? canım arkadaşım, yılların eskitemediği, kader arkadaşım derya! ne çok şey yaşadık ne çok şey paylaştık anlatamam. Hani bazısını cidden anlatamam:) bazısını anlatsam ne zaman yeter ne blogum dayanır:) Hani geçenlerde nalan arkadaşım evlenip manisaya gittiğinde ne kadar üzüldüğümü ve ben evlenip istanbula geldiğimde arkadaşım deryanın neler hissettiğini daha iyi anladım demiştim ya; hah!! işte o derya bu derya...

Yıllarca uzak ya da yakın farketmez. Nerde olursak olalım görüşürüz. Düğünlerimizde, doğumlarımızda, hastalıkda sağlıkda hep birbirimizin yanında olduk. Sık sıkda görüşürüz, yani çok hasret bi durumumuz yok kendisiyle çok şükür, sadece bu sefer farklı olan, bi kaç seferdir ankaraya gittiğimizde özel sebeblerden dolayı annemde kalamadığım için, genelde arkadaşlarımda kalıyorum en çokda derya da tabiki:) bu seferde öyle oldu. Canım arkadaşım geleceğimizi söylediğim günden beri heyecan ve sabırsızlıkla bizi bekledi durdu. Yine söylüyorum arkadaşlarından ve bazı akraba sıfatındaki yakınlarından zaman zaman kazık yiyen, fedakarlığın ve samimiyetin ne demek olduğunu bilmeyen insanlar tarafından hayal kırıklığına uğratılan bi insan olarak söylüyorum ki "dostlarım" konusunda çok şanslıyım.(maşallah)
Hani şu bi elin 5 parmağını geçmeyen, sayıları az ama öz dostlarınız vardır ya işte onlar. Kendi evimde mi kaldım derya da mı kaldım inanın anlamadım. Bi insan anca bu kadar doğal olabilir, canım arkadaşım herşey için bi kez daha teşekkür ederim. Mehmet te sende çok tatlısınız bi kez daha burdan aleni bi şekilde deşifre etmek istedim ahaha:)) sırma zaten benim lokumum! ha lokum demişken nehir hala lokum istiyo bacım, bayat olmayan olsun ama diyo:))
Ferahcım inan senin yanında, senin evindede aynı rahatlığı ve samimiyeti yaşıyorum. Ne olur kusura bakma bu sefer özellikle gelmedim, istemediğim için değil inan karnın burnunda olduğu ve ben de bütün gün sahada olacağım için gelmedim. İnşallah doğumun da yanında olabilirim.
Pazar günü yola çıkmadan önce annecimi görmeye ve teyzemi almaya gittik. İkisinide biraz üzgün ve biraz buruk gördüm. Ne olduğunu söylemediler ama teyzem annemle vedalaştıktan sonra uzun bi süre ağladı. Yine benden bişey saklıyorlar:( İkisinide üzgün görmeye dayanamıyorum. Allahım lütfen artık annemin yüzü gülsün bu dert başımızdan gitsin!