
Geçtiğimiz hafta sonu ankaraya deplasman hakemi olarak görevli gittim. Aslında yarış bahane oldu çünkü baba gibi sevdiğim her zaman bahsettiğim canım hocam bize bi süpriz yapmış ve eski okul takımından arkadaşlarımızı bir araya getirmeye çalışmıştı. Biraz fire versek de bir arada olmak güzeldi. Herkes ne kadar da büyümüş çoluk çocuğa karışmış. Hocam dediysem öyle bildiğiniz öreetmen değil yani, ben ilk okul 4. sınıftaydım basketbola başladım o zaman düştük eline. O gün bugündür hem hocam, hem arkadaşım, hem abim. Orta okulla beraber atletizme başladık. Yine tabi hocamla beraber:) Eşinide kendisinide ayrı bi severim. İşte hepimizi bir araya getiren de yine kendisi oldu. Ankara naili moran stadının yanında bi yerde buluştuk. Şaşırdık, duygulandık, güldük:) bağıra çağıra konuştuk etrafa rahatsızlık verdik:( konuş konuş bitiremedik. 30 ağustosda bodruma gitmek için sözleştik falan falan. Sonra benim görev saatim gelince sahaya gittik. İçlerinde uzun zamandır gelmeyenler vardı. Ay ne kadar değişmiş dedik! bizi yıllar sonra görenler de bizim için aynı şeyi söylediler:) güzeldi ankara görevim sıcakdan dolayı dayanılmaz bi eziyete dönüşsede arkadaşkarla beraber olmak güzeldi.
Ama en güzeli neydi biliyomusunuz ankara da olmanın? canım arkadaşım, yılların eskitemediği, kader arkadaşım derya! ne çok şey yaşadık ne çok şey paylaştık anlatamam. Hani bazısını cidden anlatamam:) bazısını anlatsam ne zaman yeter ne blogum dayanır:) Hani geçenlerde nalan arkadaşım evlenip manisaya gittiğinde ne kadar üzüldüğümü ve ben evlenip istanbula geldiğimde arkadaşım deryanın neler hissettiğini daha iyi anladım demiştim ya; hah!! işte o derya bu derya...

Yıllarca uzak ya da yakın farketmez. Nerde olursak olalım görüşürüz. Düğünlerimizde, doğumlarımızda, hastalıkda sağlıkda hep birbirimizin yanında olduk. Sık sıkda görüşürüz, yani çok hasret bi durumumuz yok kendisiyle çok şükür, sadece bu sefer farklı olan, bi kaç seferdir ankaraya gittiğimizde özel sebeblerden dolayı annemde kalamadığım için, genelde arkadaşlarımda kalıyorum en çokda derya da tabiki:) bu seferde öyle oldu. Canım arkadaşım geleceğimizi söylediğim günden beri heyecan ve sabırsızlıkla bizi bekledi durdu. Yine söylüyorum arkadaşlarından ve bazı akraba sıfatındaki yakınlarından zaman zaman kazık yiyen, fedakarlığın ve samimiyetin ne demek olduğunu bilmeyen insanlar tarafından hayal kırıklığına uğratılan bi insan olarak söylüyorum ki "dostlarım" konusunda çok şanslıyım.(maşallah)
Hani şu bi elin 5 parmağını geçmeyen, sayıları az ama öz dostlarınız vardır ya işte onlar. Kendi evimde mi kaldım derya da mı kaldım inanın anlamadım. Bi insan anca bu kadar doğal olabilir, canım arkadaşım herşey için bi kez daha teşekkür ederim. Mehmet te sende çok tatlısınız bi kez daha burdan aleni bi şekilde deşifre etmek istedim ahaha:)) sırma zaten benim lokumum! ha lokum demişken nehir hala lokum istiyo bacım, bayat olmayan olsun ama diyo:))
Ferahcım inan senin yanında, senin evindede aynı rahatlığı ve samimiyeti yaşıyorum. Ne olur kusura bakma bu sefer özellikle gelmedim, istemediğim için değil inan karnın burnunda olduğu ve ben de bütün gün sahada olacağım için gelmedim. İnşallah doğumun da yanında olabilirim.
Pazar günü yola çıkmadan önce annecimi görmeye ve teyzemi almaya gittik. İkisinide biraz üzgün ve biraz buruk gördüm. Ne olduğunu söylemediler ama teyzem annemle vedalaştıktan sonra uzun bi süre ağladı. Yine benden bişey saklıyorlar:( İkisinide üzgün görmeye dayanamıyorum. Allahım lütfen artık annemin yüzü gülsün bu dert başımızdan gitsin!
