8 Ekim 2009 Perşembe

aman da kimler gelmiş:)


Ya ben hep bi şeyleri geciktirmeye başladım biliyorum, aslında çok rahatsızım bu durumdan ama yazıyı yazsam fotoğrafı koymuyorum, fotoları eklesem pc ye, yazıyı yazamıyorum. Vakitsizlik gibi geçerli bi mazeretim var. Var ama yine de biraz daha hızlı koştursam iyi olur şu blogumu:)
A aslında koçluk yapayım, her gün biraz antreman yaptırayım bloguma.
Başlığa gelince, geçen hafta bize 4 yıldır, 4 koca yıldır görmediğim, kızımı ilk kez göreceği için heyecandan geberik, eski bi dost geldi. Ortaokul, lise de dirsek dirseğe:) Ondan sonrası zaten karma karışık. Hayat bizi sık sık bir araya getirdi getirdi ama işte böyle uzun yıllarında araya girdiği oldu tabi. Canım arkadaşım Şeyda iş görüşmesi için İzmir semalarından İstanbul semalarına hızlı bi giriş yaptı. Bu sayede 4 günü de birlikte geçirdik. 4 koca sene görüşme ondan sonra her şeyi 4 güne sığdırmaya çalış. Allahtan canım arkadaşım hem bana hem nehir'e yetişti. İkimizinde gönlünü hoş eyledi, ikimizle de evcilik oynadı. Ben nehir'e accık gıcık oldum tabi, ya gitsene kızım odana kendin oyna falan dedim ama cık, nehir hanım Şeyda yı kafalamış bile. "Ama ben Şeyda teyzemle piknik yapıyoruuuuuuuuuuuum!!!
İyi de uleeeeenn ben de kahvemi sigaramı Şeydayla içmek, kafasını ütülemek istiyorum puahahaha:)
işte böyle aramızda kapıştık, pahylaştık, şişirdik kızcağızı. Gerçi nehir'i öpüp koklarken farkettim ki arkadaşımın gönlünde kocaman bi bebek özlemi var. Zaten sevgi dolu olan o kalbinde en büyük yeri henüz doğmamış bi velet rezerve etmiş bile. Canı gönülden geçirdim içimden allah nasip etsin anne olmayı güzel arakadaşıma dedim. Ne kadar da sakin, ne kadar naif ve sabırlı. Ne şanslısın be velet..
Burda beklediğimiz süre içinde işten iyi bi haber çıkmadı, ama en kısa zamanda güzel haberler alacağımızı umuyorum. Şeyda izmir e döndü, döndü ama bizim evde hala Şeyda konuşuluyor. İlk geldiği gün Serkan da ben de "özledik be kızım nerelerdesin" demiştik ama artık 1-0 öndeyiz, özleme sırası onda, mikrop ona da bulaştı, yaşasın kötülük:)
bizi özlemese bile nehir'i daha sık görmek istiyeceğinden eminim ehehehe:)
Şeyda yı kuaföre götürdüğümüz gün, hadi dedim sitenin içinde nehir'le bi kaç fotoğrafınızı çekeyim, "aaaa dedik beraber bi kaç yeni fotomuzda olsun arkadaşım! Sağa bakındık sola bakındık, sağolsun güvenlikten yardım istedik. O da bizi şipşakladı:) Kıs benim tipim kayıık çıkmış fotoğraf aklıma gelseydi ben de saçıma başıma bi el attırırdım:)
Nilgün bi daha ki sefere sen de ol ne olur çok özledik:(

4 Ekim 2009 Pazar

hafta sonu

yerde yatarak ekler pasta yiyen nehir...

bu da çaki:)

Dün akşam bizim eve prenses geldi biliyomusunuuuuuz?
Kuzenler Sinem Umut ve kızları Ezgi bize geldiler. Ne kadar özlemişim anlatamam! Ezgim ne kadar da büyümüş, ne kadar tatlı dilli ve güleç olmuş. Dün geceden beri aklımızdan çıkmadı şirine. Nehir ablan seni çok seviyor, tabi serkan amcan da ama beeeeen, ben sana aşık oldum be teyzem. O sesin, gülüşün şaka gibi, çizgi film kahramanı gibiydi. Günümüz sayende daha da güzel geçti. Sen hep gel bize olur mu tatlım. Neyse gece uzun ve yorucuydu iki prensesin aynı anda depişmesi pek hoştu. Gerçi alt komşumuz ne düşünüyordur bizim hakkımızda bilemiyorum:) Ha bu arada bütün ses ve gürültü nehir' den çıkıyor sizi temin ederim:)
Çok güzel tıkındık, karnımızı doyurduk ama karnımızın doyduğunu ezgi ve nehir kocaman birer tabak tarhana çorbasını içince hissettik.Neyse cadıların uyku saati gelince saat 8 gibi kuzenlerimizi yolcu ettik. İşte tam da bu sırada eşimin diğer teyzesinin kızı aradı. Sonra ilerleyen saatlerde onlar geldi. Onlarda çocuk olmadığı için nehir uyuduktan sonra ki şarap sigara bira muhabbetimize de onlar eşlik ettiler sağolsunlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde yatağa kavuştuğumuz da sızmıştık karı koca, allah'tan prenses müsade etti de sabah biraz uyuduk. Bu sabahta güzel başladı. Ta ki canımı sıkan bi telefona kadar ama uzun sürmedi O'nu üstümden atmam. Ardından güzel bi kahvaltı iyi geldi:)
Havvanur arkadaşım geçen postum da bi yorum da bulunmuş "seni okuyan birinden dolayı her şeyi yazmıyosun sanki" demiş. Şaşırdım nasıl da hissetmiş, nasıl da görebilmiş. Evet geçenlerde kendi arşivimi okudum da satır satır ne kadar güzel, ne kadar açık ve ne kadar içten yazıyomuşum ben eskiden. Şimdi öyle mi ya? Çok üzgün olunca da yazmıyorum, çok mutlu ve sevinçli olduğum zamanlarda da yazamıyorum, e sebebini söylememe gerek yok sanırım!?!?
Ne garip bi duygu bilsen blogum en kısa zamanda blog adresimi ve blog adını değiştirmek istiyorum. Ama sizlere nasıl yeniden tek tek ulaşıcam bilmiyorum. Biriniz akıl verin yahuuuu:):)
Ohooo ben yine dağıttım konuyu, bugün devam ettik güne, geçen haftadan beri nehir'in yeni sezon eksiklerini tamamlamaya çalışıyoruz. O outlet senin bu outlet benim ucuz ama kullanışlı olsun derken biraz eksiklerimizi tamamladık:) Bu yaz başından beri 4-5 cm boyu uzadığı için bütün kıyafetler aynı anda küçüldü:) Kızlar varsa kızlarınızın küçülen kıyafetleri vs. haber verin. Kışlık ayakkabı falan mesela 26 numara olsun lütfen:):) Aslında ebru' ya söylesek de bir de çocuklar için bi elden ele blogumu açsak acaba. Hepimizin çocukları peşpeşe nasılsa:)
Bu arada nehir'in fotoğraflarını çekerken çok garip bişi oldu çok acaip bi görüntü çıktı kızımın içindeki "çakii" ortaya çıktıonu da koydum yazıma sakın korkmayın ama bu iş nasıl oldu belki sevgili tuğçe bana açıklar.
Ay blog dostları evle ilgili güzel gelişmeler var yine 30 kasıma kadar evi boşaltıcaz ama en azından ev sahibimizin bize kontrattan sonra bi ay daha süre verdiğini yazılı bi belgeyle ev sahibimize imzalatmayı başardık zira bu yazılı anlaşmayı yapmadığımız ve de evi kontrat bitiminden bi gün sonra bile taşınsak ev sahibimizin bizden bir yıllık kirayı talep etme hakkı varmış. Aslında yasalarda bilmediğimiz çok fazla şey var ve herkesin danışabileceği bi avukatı olması lazım. Kulaktan dolma bilgilerle bi çok önlemi alamıyoruz. Sağolsun bize bu konuda yol gösteren her türlü yazılı belgeleri hazırlayan bi avukatımız oldu. Ben ev sahibiyle olan ilk dialogda çok üzüldüğüm de bunu hakkettiğimi düşünen "biri" olmuştu ama büyük allahım yine gönlümüze göre verdi ve yine dürüstlük ve doğruluk kazandı ve allah yine bizim yanımızda oldu çok ama çoook şükür. Bir de dün yeni evimizden aldığımız bi bilgi de bize bi öncelik tanınacağı ve evimizin anahtarının kasım ayı içinde verileceği söylendi. İnşallah ve de maşallah:):) Sıkıntımı paylaştığım üzere bu güzel haberi de sizlerle paylaşmak istedim. Hepinize iyi dilekleriniz ve destekleriniz için çok teşekkür ederim.

28 Eylül 2009 Pazartesi

HABERLER HABERLER HABERLEEEEER:)


Ay uzun zamandır yazamadım bi türlü fırsatım olmadı. Bi sürrü şey biriktirdim hepsini sırayla yazıcam ama önce haberler:)
Hani geçenlerde çok güzel bi haber aldığımızı, ailecek çok mutlu olduğumuzu yazmıştım. Ve daha sonra detaylarından bahsedeceğimi yazmıştım işte o gün bu gün. Allah izin verirse aileye yeni bi minik, yeni bi mucize katılacak. Sevgili kayın biraderim ve eltim bi bebek bekliyorlar. Çok istenilen ve beklenen bir bebekti. O yüzden allah tamamına erdirsin, bir an önce evlatlarını sağlıkla kucaklarına almak nasip etsin diyorum. Onların adına ne kadar mutlu olduysak biz kendi adımıza da çok mutlu olduk açıkcası. Nehir şimdiden başladı kardeşim olacak demeye!
Sürekli yengesinin karnında ki bebeği soruyo bize. Nereye gitsek bunu kardeşime alın diyor ve bebek kıyafetlerine bakıyor. Şaka gibi değil mi? Böyle giderse bizi bayaa zarara sokacak bu zilli ehehehe:)
Geçenlerde bi kağıt bi kalem almış eline bi şeyler karalıyor. Meğer liste yapmış benim akıllı kızım. "Ne bu annecim" dedim. "bebeğe süt ve biberon almamız lazım hemen" dedi. Sevgi dolu bi çocuk biliyorum ama yine de şimdiden bunları düşünmesi beni şaşırtıyor. Umarım bebek doğduktan sonra da böyle hisseder. Çünkü amcasına çok düşkün, hatta sevdalı diyebilirim.
Anne ve babadan sonra nehir için Gokan bi yana herkes bi yana..
Bebek olduktan sonra umarım kıskançlık yapmaz. Yani en azından dozunda yapar:)
Ben de yinge oluyorum. Hala olamıcam, teyze olamıcam, amca ve dayı da olmıcam bari yinge olayım di mi:)

Ben hamileyken canım kayınçom benimle birlikte kilo almıştı. Amanın ben de bi iştah sormayın. Ne bulursam yiyorum, tabi kayınçom da beni yalnız bırakmıyodu. Ben hamileydim biz ikimiz de kilo aldık. Şimdi eltim hamile yine biz ikimiz kilo alcaz sanırım puahahah:) şimdiden iştahımız açıldı. Geçenlerde hepimiz bi arada yemek yerken, eşime "bana ne ben de iki canlıyım" dedim:P
Evet canım senin için de bi öküz var dedi:)
Offf ya hamileliğin en güzel yanı da bu; canın ne isterse yiyosun. Yolda, sokakta, pazar da canın ne çekerse otlanıyosun kimse bişi demiyo. Özledim yaww o günleri..
Benim hamileliğim çok keyifli, çok mutlu ve çok kahkahalı geçmişti. Umarım eltimin ki de öyle güzel ve rahat geçer.
Lütfen hayır duanızı eksik etmeyin blog dostları ve allah tüm isteyenlere bu güzel duyguyu nasip etsin.

not: foto daki şapşallar kayınçom ve eltim, kucakların daki şapşal da nehir'in 5 günlük hali

14 Eylül 2009 Pazartesi

TÜM OLANLARA RAĞMEN!

Bi yazı yazdım aslında herkese ders olacak bi yazı.. kıssadan hisse! ama taslaklar da bekliyor. Daha sonra mutlaka yayınlayacağım..
Geçen hafta sonu yeni evimize gidip son ilerlemeleri gördükten ve satış temsilcimizle konuştuktan sonra, teslim de biraz daha gecikme olabileceğini öğrendik:(
Ve ekim sonun da dolan kontratımızı düşünerek ev sahibimizle görüşmeye karar verdik. Ama bundan önce yeni eve gitmişken, nehir'i yazdırmayı düşündüğümüz kreşe gittik. Tanıştık, anlaştık, bayıldık vs. ve karar verdik:)
eveeeet nehir taşındıktan sonra ege ile birlikte kreşe başlıyor. İnanamıyorum benim miniğim büyümüşte kreşe gidecek. Nehir' de okuluna bayıldı. Biz hocalarla tanışma ve anne babanın kafasındaki soru işaretlerini halletme seansına henüz başlamıştık ki. Nehir "anne ben bi okulumu geziiim" dedi:)
Nehir'in yaşında bi oğlu olan, kreşimizin sahibinin ve hocaların pek hoşuna gitti tabi bu. Nehir şimdiden "okulum" demeye başladı. Haydin hayırlısı durun bakalım:)
Tüm bunların üzerine bu hafta sonu da insan oğlu insan olduğunu sandığımız ama insanlıktan nasibini almamış 4 yıllık ev sahibimiz "aman güzel kardeşim, biz abi kardeş olduk artık, ben sizin gibi kiracı hayatta bulamam -e tabi sitede en yüksek kirayı veren enayiler- biz olduğumuz için gerçekten de bulamaz haklı adam. Neyse canım, kardeşim güzel kardeşim derken adamcağız bombayı patlattı. Serkancım ekim sonun da kontratımız bitiyor. Siz de en geç kasım sonun da evi boşaltmış olun; zira aralıkda çıkarsanız kış günü ben evimi kiraya veremem, boş kalır evim:P
"DONK"
"HÖÖÖÖ?"
WHAT DİD YOU SAY?
BİR DAHA SÖYLEEEE!!

Dumur serkan: abi zaten hemen taşınmak istiyoruz biz de sen de haklısın ama evin teslimatı aralık ayı içinde olabilir. Hani biz aralık kirasını da veririz ama merak etme aralık ayı içerisinde evi boşaltırız zaten

ev sahibi: yok hayatım, serkancım aralık olmaz 30 kasım, en geç 30 kasım..

dumur serkan: anladım da abi, hani evi 30 kasımdan önce alamassak, diyorum ki biz toparlanırız, sen emlakçıya da ver evi, kiracılarada göster ama, hani diyorum ki aralık 15 i bulabilir teslimat?! o zaman boşaltırız zaten abi !!

ev sahibi: tamam da sekancım aralık olmaz, en geç 30 kasım, 30 kasım, 30 kasım, 30 kasım, 30 kasım, 30 kasım, 30 kasım, 30 kasııııımm................

Ya insan çirkef olduktan sonra her şeyi yapar. "Kardeşim ben napıcam 15 gün için evi boşaltıp, teslim tarihine kadar orda burda kalacak halim yok ya!! bizde bayılmıyoruz pezemenk kira vermeye, evim bitince adam gibi boşaltıcam işte evini uzatma!! e hepsi denilebilir tabi. Herkese anladığı dilden konuşulabilir falan. E iyi hoş da insan olan insanlar nerde arkadaşlar!

Herkes bişi söylüyor;

- hakkı yok çıkaramaz
- hiç bişey yapamaz sittir edin
- elinden geleni ardına komasın pezemenk
- yok öyle yağma vs. vs

eveeet doğru ama bizi dumur eden ne anladın di mi sen blogum, anlamakta zorlandığım,yazmakta bi o kadar tutuk kaldığım konu aslında bu "insanlığımıza ne oldu yaaw, hatır gönül ilişkilerine, hani bi kahvenin 40 yıl hatırı vardı eskiden. Hani ev alma komşu al denirdi. 4 yıldır bi kere bile kirayı gününden sonra yatırmadık, ne kadar zam o kadar tamam abi dedik. Yeni taşımdık kombi bozuk çıktı bi ay içinde iki kez toplam 520 milyon para harcadık. "Kiradan düşemessin, ben mi kullanıcam siz kullanacaksınız güzel kardeşim beni ilgilendirmez" dedi. "Evle ilgili hiç bi sorunda bana gelmeyin serkancım, güzel kardeşim, e artık içinde oturan sizsiniz, e sen de hak ver bana be abicim" dedi. 4 yıl..... o söyledi, biz dinledik. Hep sustuk edepli olmak, efendi olmak takdir görür sandık. Kiracı olmak zormuş....... Diyecek hiç bişeyim yok insaoğlu işte iyisi de var kötüsü de çok üzüldüm, üzüldüm çünkü şaşırdım. Hani eşimde ben de kimseye bunu yapamayız ya, kimse de bize yapmaz sandık. E insan böyle büyüyor böyle öğreniyor, böyle ders alıyor işte hayattan..
Ama cumartesi çok güzel bi gün geçirdikten sonra akşam üzeri eve geldiğimizde yaşadığımız tek süpriz ev sahibimiz değildi. Yaşadığımız şok bununla bitti sanıyorsan blogum çok iyimsersin benim gibi:) ben de cumartesi gününün sadece bu olayla bitmesini isterdim.
Çok daha kötüsü oldu, bi an 5 dakika önce ev sahibine yaşadığımız kızgınlığı unutturacak başka bi olay yaşadık.
"Hayatım da ilk kez bu kadar büyük yemin ettiğim, ilk kez birilerinin bana karşı niyetinden bu kadar emin olduğum, asla unutmayacağım ve daha önce unutmaya çalışdıklarımıda hatırlatan başka bi olay" Sonra da bunu anlatacağım blogum. Kurban olduğum allahtan tek dileğim bize bu olayı unutturacak başka bi sıkıntı vermesin.
Tüm olanlara rağmen biz hala bir aradayız. Tüm olanlara rağmen pazar gününü güzel geçirdik.
Bana bi gün önce yaşadıklarımı unutturmak için verdiği çaba, kızarmış gözlerinde ki o mahcup, o sorar bakış öyle üzdü ki beni...
"Kendi üzüntüm yakmadı benim içimi O'nun üzüntüsü, O'nun mahcupluğu yaktı..
"Kendi gözyaşlarımın tuzu değil, O'nun göz yaşlarının tuzu acıttı canımı..
Sevgili blog dostları "Seda Sayan" tarzı avam laflar etmek istemiyorum ama bu dünya da en çok güvendiğim şeyim dürüstlüğüm ve kalbimin temizliği, o yüzden allah herkesin kalbine göre versin diyorum. Aslında en güzel dua ya da bed dua bu sanırım.. Biraz sivri dilliyimdir, doğru bulduğumu söylemekten çekinmem, "birilerinin" gözüne şirin gözükmek için bana doğru gelmeyen bi şeye şak şak yapmam! Kimse kimse yi de sevmek zorunda değil, sürekli birilerine şirin gözükmek için kişiliğimden ödün vermektense sevilmeyen insan olmayı tercih ederim. Böyle hisseden hiç kimse de bi kayıp değildir benim için.....

9 Eylül 2009 Çarşamba

bugün özel bi gün mü?

Böyle özel tarihler vardır ya! Annelerin doğum yapmak için uğraştığı, gelin damat adaylarının illa bu tarihde imza atmak için yarıştığı.. hah! işte bugün o tarihlerden biri 09.09.2009.
Bugün sezeryan doğum da kampanya varmış:P. Bugün imzayı basan gelin ve damatlara 3 yıl evlilik garantisi verilecekmiş falan..

Sabah güzel bi tane haber yok televizyonlarda, ben burda sevinç içinde yaşasın yağmur, hoş geldin sonbahar derken insanlar istanbul'un göbeğinde hem de tem karayolu nehir olmuş çağlarken boğulma tehlikesiyle karşı karşıya. Dünyanın her yerinde böyle doğal afetler, fırtınalar seller oluyor ama hangi gelişmiş ülkede bi devlet hastenesinin acil servisini sel götürüyor? Hangi büyük ana yolları sular basıp, seller akıyor? Alt yapımı dedin? aman sen de ne önemi var. Üst yapıya bak sen parklar var, havuzlar var, yeter! Saçma sapan bi şehir planı. Bi yandan yap, öbür yandan boz mantığı. Ay valla kuduruyorum sinirden.

Bi de üstüne üstlük şehit haberleri. Hay allahım neden açtım ki sabah sabah haber kanallarını ben, tamirci manny'i ya da küçük einsteinlar'ı izlesem daha iyiydi. Ateş düştüğü yeri yakar elbette ama artık şehit haberleri görmekten içim acıyo, bi o kadar da öfkeyle doluyor. Hala da acılı anneler babalar bu ülkede: "vatan sağolsun" ve ya "allah devletemize zeval ziyan vermesin" diyebiliyor. Kimin çıkarları için ya da hangi çirkin hesaplar için can veriyor bu gencecik bedenler. Bu ülkenin üstünde oynanan oyunlara kurban edilsin diye mi büyütüyor anaları evlatlarını?
Ulan vatan hainleri, ülkesini satan şerefsizler: siz bayramı baklava börek yiyerek, güney sahillerinde taşşak kebabı yaparak geçirirken; şehit aileleri mezarlıkta geçirecek biliyomusunuz?

ya işte bugün özel bi gün.. 09.09.2009 yine hafızalarda bi süre kalıp sonra silinecek utanç verici bi gün...

8 Eylül 2009 Salı

YENİ BİR BLOG!!!

O biiiiiiir yazar!
O biiiiiiir senarist!
O biiiiiiiiir delüüüü!
O biiiiiiiiir sevgi böcüğü!
O biiiiiiiiiir dürüyemin güğümleri kalaylı :)))

puahahaha şimdi ne diyo bu kıs diyeceksiniz delirdi heralde:) Yok yok delirmedim, ta ortaokul, lise yıllarımdan bi dirsek arkadaşım var. Hala ara sırada olsa bir araya gelebildiğimiz. Bir araya gelemesekde birbirimizden her daim haberdar olduğumuz eski bir dost. Şimdi bu eski dost, kendisine bi blog açmış; araftakiruhlar.blogspot.com ve aramıza hoş gelmiş, çok da iyi etmiş. Sizlere haber vermek istedim,blog dostları. Ama uyarmadı demeyin; biraz çılgın, biraz delü, biraz gözü kara, her konuda bilgili, dili sivri ama kalemini hep beraber görücez:)

7 Eylül 2009 Pazartesi

uzun bi aradan sonra nostalci serisi:)

Bugün yazacak çok şeyim ama az vaktim vardı. Bi de uzun zamandır yazılarıma nehir'in fotoğraflarını eklemeyi ihmal ettiğimi düşünüyordum. Tam bol bol fofoğraf koymak üzereydim ki:
birden nehir'in bebeklik fotolarından derlediğim nostalci serisine devam edesim geldi.